Arkadaşımın Karısına Hülle! (2)

Arkadaşımın Karısına Hülle! (2)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Arkadaşımın Karısına Hülle! (2)
Bir süre sessizce oturduk. Ne diyeceğimi bilmiyordum çünkü. Huriye’nin bu hali karşısında heyecanlanmıştım. Kelimeler aklımda oluşuyor ama dudaklarımın ucuna geldiğinde kayboluyordu. En fazla 22-23 yaşında gösteriyordu Huriye. Büyük kahverengi parlak gözlerini yere dikmiş, ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmişti. Onun da en az benim kadar heyecanlı olduğu anlaşılıyordu. Artık sizli bizli konuşmanın gereği yoktu. “Şey, karnın aç mı? Bir şey yemek içmek ister misin?” diye sordum. “Yok, teşekkür ederim, Allah razı olsun!” dedi başını kaldırmadan.

Bir Şeyhin kızıydı. Ağırbaşlı, oturaklı birine benziyordu, ama gençliğinin verdiği dik başlılığa da sahip gibiydi. Yaşadığı hayat, yetişme tarzı göz önüne alındığında bakımlı bir kadındı. Kalın siyah kaşları özenle alınmıştı, kirpiklerine rimel sürülmüş gibiydi, yanaklarında da hafif bir makyaj vardı, çıplak beyaz kollarında tüyden kıldan eser yoktu. Ayağındaki siyah file çoraplarsa işin başka bir boyutuydu. Sokaklarda her gün daha sık görmeye başladığım modern türbanlı genç kadınlar, kızlar gibiydi. 10 yıl evli kaldığım eski karım başı açık, modern bir kadındı ancak Huriye’nin şu hali kadar bakımlı olduğunu nadiren görmüştüm.

Derin bir nefes alıp verdim. Meselenin ne olduğu belliydi. Gerdeğe girecektik, ancak bunun nasıl yapılacağını bilmiyordum. Huriye gibi Şeyh kızıyla gerdeğe girmeden önce yapılması gerekenler vardı muhakkak. Öyle elinden tutup da yatağa götürebileceğim bir kadın değildi. “Ne olacak şimdi?” diye sorduğumda, başparmaklarını çevirip durdu. “Allah nasıl istiyorsa öyle olacak!” dedi fısıltılı bir sesle. “Şey, yok yani, bunun bir yolu yordamı var mı?” diye sordum. “Kusura bakma, ben bu konularda biraz cahilim!” dedim devamında.

O zaman gerdek öncesi yapılması gereken birkaç şey olduğunu söyledi başını kaldırmadan. Karı koca olarak önce birlikte gerdek namazı kılmamız gerektiğini, ardından da birkaç dua okumamız lazım olduğunu söyledi. Bunların ardından da kendisi yatak odasına geçip hazırlanacak, ben ondan sonra odaya girecektim. “Tamam!” dedim. Ben abdest alırken o da namaz elbisesini giyinip örtündü. Birlikte salonda namaz kılıp dualarımızı ettik. Saat 18:00 olmuştu. Artık gerdek önünde engel kalmamıştı.

Huriye yatak odasına geçip kapıyı kapattı. Bense salonda bekledim 10-15 dakika kadar. Heyecandan içim içimi yiyordu. Karımdan boşandıktan sonra iki kadınla ilişkim olmuştu ancak bunlar kısa süreliydi. İçinde cinsellik olmayan duygusal ilişkilerdi. Cinselliği evime çağırdığım eskortlarla yaşamıştım. Paramın yettiği ölçüde birkaç ayda bir yaşadığım bir olaydı onlar da. Pencereyi açıp birkaç derin nefes alıp verdim. Akşamüstünün serin havasıyla doldurdum ciğerlerimi. Pencereyi kapatıp perdeleri çektim. Gerdek öncesi tuvalete geçip çişimi yaptım. Heyecanım yarağıma da yansımıştı. Daha şimdiden sertleşmişti.

Elimi yüzümü yıkayıp yatak odasının kapısına tıkladım ve “Girebilir miyim?” diye sordum yavaşça. Huriye’nin fısıltılı, “Evet!” sözü üzerine kapıyı açıp girdim içeri. Bekar yaşadığım için en ucuzundan iki kişilik bir bazayla yatak almıştım. Huriye yataktaydı, iki kişilik kalın battaniyenin altına girmiş, battaniyeyi çenesine kadar çekmişti. Elleri ve kolları battaniyenin altında kalmış, sadece kafası görünüyordu. İnce perdeler çekiliydi. Hava henüz tam kararmadığından bir de karşı dairelerden ve site bahçesindeki lambalardan yansıyan ışık nedeniyle yatak odasının içi loş bir şekilde aydınlıktı.

Soyunmaya başlarken Huriye başını diğer yana çevirdi. Heyecandan yerimde duramıyordum. Son olarak külotumu da indirip battaniyeyi kaldırıp girdim yatağa. Sırtüstü uzanıp birkaç saniye öylece kaldım, tavandaki lambayı seyrettim. Huriye aynı şekilde duruyordu, ölü gibi yatıyordu. Soluma döndüm daha sonra. Battaniyeyi yavaşça çektim aşağı doğru. Yutkunmalarım arasında nefes alışverişim ve kalp atışlarım hızlanmıştı. Huriye kırmızı, saten bir gecelik giymişti. Geceliğin kalın askıları ve göbeğinin üstüne kadar gelen kısmı dantelliydi. Dantelin ince dokusunun altından şişkin ve birbirinden ayrık duran memelerinin üstü ve pembe minik uçları görünüyordu.

Manzara karşısında yarağım daha da sertleşirken, “Şimdi ne yapmam lazım, herhangi bir şekli, yolu var mı?” diye sordum. Fısıldayarak, “Yok, bundan sonra nasıl istersen öyle yapabilirsin!” dedi. Böyle söyleyince yavaşça, nazik olmaya çalışarak kalın pembe dudaklarından öptüm. Dudakları titredi, ne yapacağını bilemez gibiydi. “Serbest bırak dudaklarını!” dediğimde hafifçe araladı onları. Önce üst dudağını emdim uzun uzun. Ellerimi işin içine katmamıştım henüz, en az Huriye kadar heyecanlıydım çünkü. Yeni milli olacak bir delikanlı gibiydim.

Sıra alt dudağına geldiğinde işin içine sağ elimi kattım ve kaygan saten geceliğin üstünden karnını okşadım. Kavisli ve hafif şişkin göbeğini nazikçe okşarken alt dudağını emmeye başladım. Karşılık vermiyordu Huriye. Sağ kolu vücuduma değiyordu, sol kolunu da uzatmıştı yine aynı şekilde. Sevişme konusunda deneyimli bir kadın değildi göründüğü kadarıyla. Ramiz gibi bir adamla 5 yıl evli kalınca kadının deneyimli olmasına da imkan yoktu.

Alt dudağını emerken uzattığım dilimi aralık ağzından içeri soktum. Öylece, karşılık vermeden dururken, “Dilini uzat!” dedim. Uzattığı ıslak pembe dilinin ucuna dilimi değdirdiğimde irkildi. Ancak dilini çekmeyip öyle tutmaya devam etti. Kahverengi gözlerini gözlerime dikmiş, beni dikkatle izliyor, takip ediyordu. Dilimi bir süre daha diline değdirdikten sonra onu emmeye başladım. Pembe dilini emip vakumlarken sağ elim de karnının üzerine daha büyük bir baskı yapmaya başlamıştı. Genç ve taze bedenini elimin altında hissettikçe dilini de daha büyük bir güçle emiyordum.

Nefessiz kalır gibi olduğunda başımı kaldırdım. Beyaz, ince burun delikleri genişleyip daralıyordu hızlı hızlı. Yaşadığı heyecanla göğsü de inip kalkıyordu. Saten geceliğin kalın dantelli askılarını omuzlarından aşağı kaydırdığımda Huriye’nin heyecanı daha da arttı. Aynı artış bende de vardı. Memeleri açığa çıkmıştı. Yer çekimine meydan okuyan, zayıf bedenine oranla şişkin memelerinin pembe uçlarını emmeye başladığımda tüm vücudu gerildi. Elimin altındaki karnının sertleştiğini hissettim. Sertleşme bende de olmuştu, ama karnım değil yarağımdı sertleşen. Demir gibiydi. Huriye’nin sağ kalçasına değiyordu kafası. Onu bu kadar geren şeylerden biri de buydu.

Meme uçlarını emerken sağ elim aşağılara kaydı yavaşça. Saten gecelik kalçalarına kadar geliyordu. Geceliğin kumaşını aşan elim beyaz kalçasına ulaştığında Huriye ikinci bir gerilim daha yaşadı. Memeleri vücudunun gerilimlerinden payını alıyor ve tüm sertliğine rağmen titriyordu sütlaç gibi. Kalçaları pürüzsüz, kaymak gibi kaygandı. Böylesine kapalı, izole ve dinin emirleri altındaki bir kadın için fazlasıyla bakımlı bir kadındı Huriye. Belki de bugün ne olacağını bildiği için böyle bakım yapmıştı vücuduna. O da olabilirdi. Çünkü şu yaşadığım durum benim için büyük bir sürpriz iken, kendisinin her şeyden haberi vardı, olacakları biliyordu.

Dolgun beyaz kalçasında fazla tutmadım elimi. Çünkü asıl hazine biraz daha yukarıda, kasıklarının arasındaydı. Geceliği gibi külotu da kırmızı ve satendi. Elim kasıklarının arasına ulaştığında bacaklarını kastı ve sıktı. “Rahat ol, korkma!” dedim sakinleştirmeye çalışarak. 5 yıl evli kalmış bir kadındı, ama halen erkeğine kendini teslim etme konusunda korkuları, çekinceleri vardı.

Kenarları ince saten külotu nazikçe sıyırdım aşağı. Sol bacağını hafifçe çekip kaldırırken diğer yandan da tutup çektim. Külotunu ayaklarından çıkarıp yere attığımda Huriye’nin gözleri daha da büyümüş, endişeli ve meraklı bakışları üzerimde geziniyordu. Yeniden alt dudağını emmeye başladığımda bu kez daha sakindi. Hatta dilini kendisi uzattı emmem için. Pembe dilini emerken sağ elim memelerinde geziniyordu. Her bir memesi avucumu dolduran bir ayva misali büyük ve sertti. Minik uçlarını parmaklarımın arasında sıkarken, “Sen de yap!” diyerek dilimi uzattım.

Huriye dudaklarını araladı ve uzattığım dilimi emmeye başladı. O ana dek hareketsiz kalan sol kolunu da saçıma attı bu sırada. Ağarmaya başlamış saçlarımı nazikçe okşarken dilimi iştahla emiyordu. Dilimi ağzının içine almış vakumlarken sıcak nefesini yüzümde hissediyordum. Kalkan yarağım kalçasına değerken sağ elinin kafasına dokunduğunu hissettim o sıra. Sadece sol elini değil sağ elini de kullanmaya başlamıştı. Üstündeki ölü toprağını yavaş yavaş üstünden atmaya başlamıştı Huriye. Battaniyeyi biraz daha çekip ayak uçlarımıza indirdim. Merkezi sistem olduğundan evin içi sıcaktı, serin sonbahar akşamında üşümemiz mümkün değildi evin içinde.

Huriye’nin sağ eli artık yarağımın kafasından gövdesine kaymış, onu okşuyor, bir yandan da ağzındaki dilimi iştahla emmeye devam ediyordu. Sağ elim memelerinden aşağıya, amına kaydı. Yarağımı okşamalarına karşılık vermem gerektiğinden sıra bendeydi. Am dudaklarını araladım parmaklarımla. Kasıkları ve amı da tıpkı kolları ve bacakları gibi temiz, tüysüz ve kılsızdı. Amının üzerinde gezdirdiğim elime amının ıslaklığı geliyordu. Amının ne çok ince ne çok kalın meme uçları gibi pembe dudaklarını okşadıkça Huriye’den sesler gelir oldu. Minik, fısıltılı ve sıcak inlemelerdi bunlar.

Ağzındaki dilimi serbest bıraktığında başımı kaldırdım ve yeniden memelerini emmeye, uçlarını ısırıp yalamaya başladım. Ağzımı dolduran memelerini tıpkı dudakları gibi vakumlarken dilimi uçlarında gezdirmemden çok hoşlandı. Zevkli iniltiler eşliğinde kasıklarını sıkıp duruyordu, gözlerini kapatmıştı. Göğsü aldığı güçlü nefeslerle bir kalkıp bir inerken memelerinin titreyişleri devam ediyordu. Sağ eli halen yarağımdaydı, ancak şimdi onu okşamıyor sıkı sıkı tutuyordu. Yeni gelinin yarağı sıkı sıkı tutması lafı gerçek olmuştu. Gerçi Huriye ilk defa gelin olmuyordu, ama bu gece benim gelinim olmuştu.

Artık ön sevişme faslını bitirip sikişme faslına geçmemiz gerektiğine karar verdim. Biraz daha sabredecek gücüm ve sabrım kalmamıştı. Böyle taze ve diri bir güzelliğin içine girmek, yeniden hayat bulmak, onun enerjisini almak istiyordum. Yavaşça doğrulup kalktım ve bacaklarının arasına yerleştim. Dizlerimin üstünde olduğumdan kalkık yarağım önümde sallanıyordu. Az önce görmeden tutup okşadığı yarağım şimdi karşısındaydı. Huriye’nin gözleri oraya kaymışken ben de geceliğini beline çekip okşadığım amına baktım birkaç saniye boyunca. Sanki daha önce hiç sikilmemiş, ilk defa bu gece yarak yiyecek bir am vardı karşımda.

3 aylık bir evlilik olacaktı bu, o nedenle korunmamız gerekiyordu. Yataktan kalktım, çekmecede eve çağırdığım eskortlar için aldığım kondom paketi duruyordu. Huriye elimdeki kondom kutusunu görünce, “O ne, ne yapıyorsun?” diye sordu fısıltıyla. “Kondom takacağım, korunmak için!” dediğimde birden hareketlendi. “Korunmak mı, neden?” diye sordu. Ona bu evliliğin gerçek bir evlilik olsa bile 3 ay süreceğini, benden hamile kalmaması gerektiğini söylediğimde dizlerinin üzerinde doğruldu yatakta.

“Babam seninle konuşmadı mı?” diye sordu heyecanla. “Konuştu, neden?” diye sordum. “Bu gerçek bir evlilik, biz artık karı kocayız. Neden korunmak istiyorsun anlamıyorum. Hem bu günah olan bir şey, böyle bir şey yapamazsın!” dedi. Yeni bir sürpriz karşıma çıkmıştı. “Nasıl yani, benden hamile kalırsan ne olacak, 3 ay sonra boşanacağız zaten?” dediğimde, “İlla boşanacağız diye bir şey yok. Hamile kalırsam doğuracağım!” dedi. “Nasıl ya, sen yeniden Ramiz’le evlenmeyecek misin?” diye sordum. Durum garip bir hal almaya başlamıştı çünkü.

“Hamile kalırsam neden senden boşanıp onunla evleneyim? Senin çocuğuna babalık yapacak değil ya, hem ben de bunu istemem, babam da izin vermez zaten. Eğer hamile kalmazsam 3 ay sonra boşanırız, o zaman onunla evlenebilirim. Ama bu 3 ay boyunca benimle korunmadan ilişkiye girmen gerekiyor. Gerçek bir evlilik neyi gerektiriyorsa onu yapmalısın, bu şekilde korunarak evlilik yeminini çiğnemiş oluyorsun. Hem de bana kocalık vazifeni yapmamış oluyorsun, ben bunu kabul edemem. Benimle korunmadan ilişkiye girmen gerekiyor!” dedi yanıt olarak.

Elimde duran açmama fırsat kalmayan kondom kutusunu yerine koydum. Kafam karışmıştı. 3 ay boyunca evli kalmak iyiydi, hoştu, ama o süre boyunca Huriye’yi korunmadan sikmem gerektiğini bilmiyordum. Bu işleri değiştiriyordu. Bu noktaya geldikten sonra durabilecek iradeye de sahip değildim.

“Ya bu nasıl Hülle, anlamadım. Bir işe girdim ama çıkamıyorum!” dediğimde, “Bu senin duyduğun yalancı günah olan hüllelerden değil. Meşrudur, doğrusu da budur zaten. Biz karı kocayız artık. 3 ay sonra senden boşanıp Ramiz’le evlenebilmem için benimle ilişkiye girmen gerekiyor. İlişkiye girmezsen senden boşanıp onunla evlenemem. Ama benimle de korunmadan birlikte olmalısın!” dedi. “Hamile kalmandan korkuyorum!” dediğimdeyse, “Ne güzel işte, Allah bize bir evlat vermiş olacak, bunun nesinden korkuyorsun?” dedi karşılık olarak.

“Bak, ben 42 yaşındayım, 2 çocuğum var. Hayatımda yeni bir çocuk planlamadım, düşünmedim. Bu saatten sonra da istemiyorum. Anladın mı? Ramiz beni bir işe soktu ama çıkamıyorum. Daha senin kim olduğunu bile bilmiyorum. Yarın öbür gün hamile kalırsan ne olacak? Nasıl olacak?” dediğimde sustu bir süre. Sonrasında, “Babam 65 yaşında dördüncü annemden çocuk sahibi oldu. Hiçbir zaman da senin gibi düşünüp konuşmadı. Ben Ramiz’i evlenmeden önce ne kadar tanıdım sanıyorsun ki? Babam bana onunla evleneceğimi söyledi ben de evlendim. Şimdi de seninle evlenmem gerektiğini söyledi seninle evlendim. Bunun neresi tuhaf geliyor sana. Evliliği ayakta tutan çocuktur, çocuk yapmayacaksan niye evleniyorsun ki?” deyince susma sırası bana geldi.

Kalkık yarağım çoktan inmişti. Hızlı ve güzel başlayan sevişmemiz ateşli bir sikişme ile devam edecekken, hayatımı 180 derece değiştirecek konuşmalar içine girmiştim. Saat ilerlemiş, dışarının karanlığı artmıştı. Oda da daha karanlık bir hale gelmişti.

Yandaki banyonun lambasını yakıp içeriye biraz ışık vurmasını sağladım. Huriye saçlarını açmamıştı. Karnına kaymıştı saten geceliğinin askıları ve çıplak diri memeleri net olarak karşımdaydı. Pamuk gibi beyaz tenini görmek beni yeniden heyecanlandırsa da Huriye pek de benim gibi değildi. Gözlerinde bana karşı duyduğu belki öfke değil ama tepkiyi fark ettim. Ayakta çırılçıplak bir halde duruyordum.

“Ramiz’le niye çocuğunuz olmadı peki?” diye sordum. Ramiz sorunun kimde olduğunu söylememişti. Belki de problem Huriye’deydi. Eğer öyleyse korkmama da gerek olmayacaktı. Korunmadan siksem bile hamile kalamazdı. Huriye sorum karşısında önce başını öne eğdi. Saten geceliğin karnına kayan askılarını omuzlarına attı. Gözlerini kaçırırken, “Cevap versene, niye çocuğunuz olmadı?” diye tekrar sordum. Belki de sorun kendisindeydi ve bunu söylemeye çekiniyor, utanıyordu. Ancak verdiği cevap karşısında neye uğradığımı şaşırdım.

“Ramiz erkeklik yönünden zayıf bir adamdı. Çocuğumuz da bu yüzden olmadı. Babam onu pek çok defa okuyup üfledi ama fayda etmedi. Doktorlara da gitmek istemedi. 5 yıl evli kaldık, ama bir kere bile ilişkiye girmedik!” dediğinde ağzım açık kaldı. “Yani, sen halen bakire misin?” diye sorduğumda gözleri nemlenip dudakları titredi ve zar zor duyulan bir sesle, “Evet!” dedi…

[Sinan]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno izle illegal bahis illegal bahis canlı bahis kaçak bahis bahis siteleri live bet canlı bahis eryaman escort kıbrıs escort eskişehir escort fethiye escort gaziemir escort giresun escort gümüşhane escort güngören escort hatay escort iskenderun escort porno izle erzurum escort izmir escort sakarya travesti